AİLE YURDU
AİLE KONUTU İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR
Bu yazımızda eşler arasında çokça tartışılan ve uyuşmazlıklara neden olan aile konutu ile ilgili açıklamalarımız bulunmaktadır.
Aile konutu ile ilgili 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 194, 197, 240, 254, 255, 279, 652. maddelerinde düzenlemeler bulunmaktadır.
Aile Konutu Nedir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun tanımına göre aile konutu “Aile konutu, eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir alandır. Bu nedenle bu denli önemli bir mal varlığıyla ilgili olarak eşlerin tek başlarına hukukî işlemleri yapması diğer eşin önemli yararlarını etkileyebilir.” demektedir.
Eşlerin Aile Konutuyla İlgili Hak ve Sorumlulukları?
Öncelikle eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, Mahkemenin müdahalesini isteyebilir.
Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir.
Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir ve eşler müteselsilen sorumlu olurlar.
Aile Konutunun Süresi Ne Kadardır?
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 194. Maddesine göre Aile Konutu Uygulaması eşler arasındaki mal rejimi ne olursa olsun, bir konutun eşlerin ortak iradesi ile aile konutu olarak özgülenmesinden başlayarak, evliliği sona erdiren kararın, (örneğin boşanma kararının) kesinleşmesine kadar uygulama alanı bulur. Yani eşler arasındaki boşanma davası devam ettiği sürede dahi, aile konutu üzerindeki sınırlama devam eder. Eşler anlaşmak sureti ile bir konutun aile konutu olma özelliğini sona erdirebilirler.
Nişanlılar ile evlilik sözleşmesi olmadan birlikte yaşayanlar arasında aile konu uygulaması olmaz.
Aile Konutunun Özellikleri Nelerdir?
*Aile Konutu tek olmalıdır,
*Fiilen oturulan yer olmalıdır,
*Sürekli kullanılmalıdır,
*Konutun geçerli bir şahsi veya ayni hakka dayalı olarak kullanılması zorunludur.
Burada önemli iki hususu belirtmekte fayda bulunmaktadır. Öncelikle aile konutu olarak özgülenecek yerin tapu kaydına göre mutlaka bağımsız bölüm olması gerekli değildir. Örneğin Tapuda arsa olarak gözüken ancak üzerinde konut bulunan taşınmaz da aile konutu olarak kabul edilmelidir. Diğer bir husus da bir yer hem mesleki amaçla, hem de konut olarak kullanılıyorsa,(home office gibi) aile konutu sayılmalıdır.
Ayrıca belirtmek gerekir ki yazlık, yayla evi, dağ evi, devre mülk, karavan, baraka, otel odası gibi… ikinci nitelikli konutlar aile konutu sayılmazlar.
Aile Konutu İle İlgili Dava ve Uyuşmazlıklarda Görevli Mahkeme Neresidir?
Bir yerin aile konutu olduğunun tespiti, aile konutu şerhi konulması, aile konutu şerhinin kaldırılması, aile konutuna bağlı olarak açılan tapu iptali ve tescil, satışın iptali davaları ile aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin ikametinin bulunduğu yere göre belirlenmektedir.
Aile konutuna dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil, satışın iptali ve ipoteğin kaldırılması gibi davalarda tapu maliki görünen kişi ile ipotek lehtarına karşı dava açılmalıdır.
AİLE KONUTU
Genel Olarak Aile Konutu Kavramı
Öncelikle bir taşınmazın aile konutu sayılabilmesi için; evlilik birliğinin varlığı ve eşlerin aile konutunda sürekli olarak oturmaları şartını taşıması gerekmektedir. Nişanlılar ile evlilik sözleşmesi olmadan birlikte yaşayanlar arasında aile konutu uygulaması olmamaktadır. Aile konutu 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 194, 197, 240, 254, 255, 279 ve 652. maddelerinde düzenlenmiştir.
Aile konutu Türk Medeni Kanununun 194. Madde gerekçesinde tanımlanmaktadır. Buna göre Aile Konutu, "eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir alandır." Türk Medeni Kanununun gerekçesi, doktrinde yapılmış olan tanımlar ve Yargıtay’ın yapmış olduğu tanımlamaların hepsinden hareketle aile konutunu; resmi olarak evli eşlerin birlikte yaşamlarının merkezi haline getirdikleri, dışarıdan bakıldığında da üçüncü kişiler tarafından bunun rahatlıkla anlaşılabildiği ve bunun kaybı halinde barınma hakkının zarar göreceği ortak konut şeklinde tanımlamak mümkündür.
Aile konutunun bu yönden oldukça önemli olduğu görülmektedir. Bu önemine binaen, aile konutunun evlilik birliğinin devamı sırasında gelişigüzel elden çıkarılması veya mülkiyet ve kullanım hakkını takyit eden işlemlere konu edilmesi ve ayrıca evlilik birliğinin sona ermesi halinde de üçüncü kişilere devredilmesi büyük sıkıntılara yol açabilmekle birlikte, bu denli önemli bir mal varlığıyla ilgili olarak eşlerin tek başlarına hukukî işlemler yapması da diğer eşin önemli yararlarını etkileyebilir. Tüm bu sebeplerle de aile konutu üzerinde bir hukuki işlem yapılması hususunda kanun birtakım sınırlamalar getirmiştir.
Eşlerin Aile Konutuyla İlgili Hak ve Sorumlulukları?
TMK. 194. Maddesi gereğince;
"Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilir.
Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini (Ek ibare: 6518 S.K. m.44 - yürürlük: 19.2.2014) “tapu müdürlüğünden” isteyebilir.
Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur."
Kanun maddesinden de görüldüğü üzere aile konutu eşler için büyük önem arz etmektedir. Bu sebeple de kanun eşlerin aile konutu üzerinde tek başlarına hukuki işlemler yapmalarını engellemiştir. Eşlerden birinin tek başına işlem yapmasını engellemek için taşınmazın maliki olmayan diğer eşin tapu müdürlüğüne giderek taşınmaz ile ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyerek tapuya bu şerh düşüldükten sonra diğer eşin taşınmaz üzerinde tek başına işlem yapmasını engelleyebilir. İşte buna da aile konutu şerhi denilmektedir.
Aile konutunun eşlerden biri tarafından satın alma yolu ile değil de kiralama yolu ile sağlanması durumunda ise, kira sözleşmesinin tarafı olmayan diğer eş, kiracının eşi olduğunu ve taşınmazın aile konutu olduğunu kiraya veren kişiye bildirmek suretiyle sözleşmenin tarafı ve diğer eş ile birlikte müteselsilen sorumlu olacaktır.
Aile konutu üzerinde yapılacak hukuki işlemler ancak diğer eşin rızası ile mümkündür. Dolayısıyla aile konutu niteliği taşıyan konutun mülkiyeti eşlerden birine ait olsa bile, konutun satılması, devredilmesi, bağışlanması, trampa edilmesi yalnızca diğer eşin rızasının alınması ile mümkün olacaktır. Aynı şekilde eşlerden biri, konut üzerinde intifa, oturma, üst hakkı gibi sınırlı bir ayni hakka sahipse ve buna dayanılarak konutta oturuluyorsa, bu hakkın devri de ancak diğer eşin rızasıyla mümkün olacaktır. Bunun yanında aile konutu üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan eş, intifa, sükna (oturma), üst hakkı veya rehin gibi sınırlı ayni hakları da diğerinin rızası olmadıkça tek başına kuramaz. Çünkü, bu haklar ya kurulduğu andan itibaren ya da daha sonra ailenin konuttan yararlanmasını tamamen veya kısmen engelleyecektir. Rızanın şekli konusunda kanunda bir hüküm bulunmamaktadır. Yazılı veya sözlü olabilir. Bununla birlikte tapuda yapılacak işlemler bakımından yazılı olması gerekir. Diğer eşin karşı çıkmasına rağmen veya rızası olmadan yapılan işlemler ise geçersiz olacaktır.
Aile Konutunun Süresi Ne Kadardır?
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 194. Maddesine göre Aile Konutu Uygulaması eşler arasındaki mal rejimi ne olursa olsun, bir konutun eşlerin ortak iradesi ile aile konutu olarak özgülenmesinden başlayarak, evliliği sona erdiren kararın, (örneğin boşanma kararının) kesinleşmesine kadar uygulama alanı bulur. Aile konutu özelliğini kural olarak evlilik birliğinin sona ermesine kadar sürdürecek olup, eşlerin bu konuttan kesin olarak taşınmaları, anlaşarak konutun aile konutu olma niteliğine son vermeleri, evliliğin boşanma, iptal veya ölümle son bulması veya konutun yok olması hallerinde ise aile konutu özelliğini kaybedecektir. Evliliğin boşanma ile son bulması durumunda eşler arasındaki boşanma davası devam ettiği sürede dahi, aile konutu üzerindeki sınırlama devam eder ve ancak boşanma kararının kesinleşmesi ile aile konutu özelliğini kaybeder.
Aile Konutunun Özellikleri Nelerdir?
Aile Konutu tek olmalıdır
Fiilen oturulan yer olmalıdır,
Sürekli kullanılmalıdır,
Konutun geçerli bir şahsi veya ayni hakka dayalı olarak kullanılması zorunludur.
Burada önemli iki hususu belirtmekte fayda bulunmaktadır. Öncelikle aile konutu olarak özgülenecek yerin tapu kaydına göre mutlaka bağımsız bölüm olması gerekli değildir. Örneğin Tapuda arsa olarak gözüken ancak üzerinde konut bulunan taşınmaz da aile konutu olarak kabul edilmelidir. Diğer bir husus da bir yer hem mesleki amaçla, hem de konut olarak kullanılıyorsa(home office gibi) da aile konutu sayılmalıdır.
Ayrıca belirtmek gerekir ki yazlık, yayla evi, dağ evi, devre mülk, karavan, baraka, otel odası vb. ikincil nitelikli konutlar aile konutu sayılmamaktadır. Aile konutunun eşlerin yaşam alanının merkezi haline getirdikleri ve sürekli yaşadıkları birincil nitelikte bir konut olması gerekmektedir.
Aile Konutu İle İlgili Dava ve Uyuşmazlıklarda Görevli Mahkeme Neresidir?
Bir yerin aile konutu olduğunun tespiti, aile konutu şerhi konulması, aile konutu şerhinin kaldırılması, aile konutuna bağlı olarak açılan tapu iptali ve tescil, satışın iptali davaları ile aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması davalarında görevli mahkeme Aile mahkemesidir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin ikametinin bulunduğu yere göre belirlenmektedir.
Aile konutuna dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil, satışın iptali ve ipoteğin kaldırılması gibi davalarda ise tapu maliki görünen kişi ile ipotek lehtarına karşı dava açılmalıdır.