ÇALIŞMA ALANLARIMIZ

Anasayfa / Çalışma Alanlarımız / Miras Hukuku
Miras Hukuku

MİRAS HUKUKU

Medeni hukuk, insanın doğumundan itibaren medeni haklarını düzenler iken ölümden sonrasında da kimi hususlarda düzenlemeler içermektedir.

Doruk Hukuk Bürosu olarak, vasiyetname düzenlemesi; murislerin hak paylaşımları; saklı payların düzenlenmesi, tenkis davası, muris muvazaası, veraset ilamı alınması vb. işlemleri, malvarlığında ortaklığın giderilmesi -izaleyi şüyu- davası gibi işlemlerle birlikte etkin bir şekilde takip etmekte ve birçok uyuşmazlığın çözümünde yer almış deneyimli ekibimiz ile müvekkillerimize bu konularda  etkin şekilde hizmet vermekteyiz.

Genel olarak Miras Hukuku

Miras hukuku, gerçek kişinin ölümü veya gaipliği halinde malvarlığının kimlere ne şekilde intikal edeceğini, ölüme bağlı tasarrufların sonrasında hukuki prosedürlerin neler olacağını düzenleyen medeni hukukun alt dallarından birisidir. Ölümü ile mirası açılan kişi muris, mirasçılara intikal eden malvarlığı ise terekeyi ifade etmektedir. Muris yani miras bırakanın terekesi üzerinde hiçbir tasarrufu olmaksızın hak sahipleri ise murisin yasal mirasçılarıdır. Yasal mirasçıların kimler olduğu ve bu kişilerin miras payları Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir. Kanuna göre yasal mirasçılar miras bırakanın sağ kalan eşi, kan hısımları ve evlatlık ve altsoyudur. 

Ancak murisin mirasına katılabilen tek kişiler yasal mirasçılar olmayıp, muris kendi tasarrufu ile mirasının bir kısmını veya tamamını belirli bir kişiye de bırakabilmektedir. İşte bu kişilere de atanmış mirasçı denilmektedir. Günümüzde aile içi geçimsizlikler sonucu murisi terekesi üzerinde bulunduğu tasarruflar sonucu yasal mirasçılarını tereke dışı bırakmaya çalışması Miras Hukuku alanında sıkça karşılaşılan bir sorundur. 

Tereke

Tereke, murisin ölümden sonra geride bıraktığı malvarlığıdır. Ancak bu yalnızca murisin malları, hak ve alacaklarından oluşmamaktadır. Tereke, aktif ve pasif olarak ikiye ayrılmaktadır. Miras bırakanın taşınır ve taşınmaz malları, doğmuş veya doğacak hak ve alacakları terekenin aktifini; murisin borçları, ipotekleri, rehinleri ve yükümlülükleri ise terekenin pasifini oluşturmaktadır. Bu sebeple de size bırakılan mirası kabul veya red etmeden önce bir avukattan hukuki danışmanlık almanız herhangi bir hak kaybına uğramanızı  engelleyecek ve size yol gösterecektir.

Veraset İlamı

Veraset ilamı, bir diğer adıyla mirasçılık belgesi; murisin ölümünden sonra mirasçıları tarafından temin edilen, murisin mirasçılarını ve miras paylarını gösteren belgedir. Veraset ilamı noter aracılığıyla veya Sulh Hukuk Mahkemelerine başvurarak edinilebilir. Miras bırakanın tereke paylaşımında ve intikallerde bu belge gerekmektedir. Mirasçılar bu belge ile terekede bulunan taşınmazların intikallerini yapabilmektedirler. Bunun için öncelikle veraset ve intikal vergisinin ödenmesi ve akabinde tapuda işlemlerin yapılması gerekmektedir. Söz konusu intikal işlemi avukat aracılığıyla kolayca ve hızlı bir şekilde yapılabilmektedir. 

Vasiyetname

Miras bırakanın malvarlığı başka bir şekilde tasarrufta bulunmadığı sürece kanunda düzenlenen oranlara göre mirasçılarına intikal edecektir. Bu sebeple de miras bırakan mallarının kanunda düzenlenen oranlara göre değil de kendi istediği şekilde mirasçılarına  veya başka kişilere geçmesini isterse, ölmeden önce vasiyetname veya miras sözleşmesi yapması gerekmektedir.

Vasiyetname; miras bırakanın ölümünden sonra hüküm doğuracak tek taraflı irade beyanı ile hazırladığı, malvarlığının kimlere ne oranda paylaştırılacağını içerir belgedir. Vasiyetname düzenlenebilmesi için kanun belirli şartlar aramaktadır. Bunlar, ayırt etme gücüne sahip olmak ve on beş yaşını doldurmuş olmaktır.

Yine kanuna göre vasiyetname; resmi, el yazısı ile veya sözlü olarak üç şekilde düzenlenebilmektedir. Resmi vasiyetname; noter, sulh hukuk hakimi veya yetkili memur önünde iki tanık ile birlikte yapılmaktadır. El yazısı ile vasiyetname; baştan sona miras bırakanın kendi el yazısı ile yazdığı ve yine kendi el yazısı ile imza ve tarih atması suretiyle düzenlenmektedir. Sözlü vasiyetname ise; yalnızca savaş, şiddetli hastalık gibi olağanüstü hallerde ve diğer iki tür vasiyetnamenin yapılmasına imkan olmayan  hallerde yapılabilmektedir.

Vasiyetnamenin kanunda belirtilen şartlara uymaması halinde ise geçersizliğini ileri süren tarafın buna ilişkin dava açması gerekmektedir. Buna da vasiyetnamenin iptali denilmektedir. Peki hangi durumlarda vasiyetnamenin geçersizliğini ileri sürebiliriz? Tanık olmadan yapılan; tasarruf ehliyeti olmayan biri tarafından yapılan; yanıltma, aldatma,  korkutma veya zorlama ile düzenlenen; içeriğinde hukuka ve ahlaka aykırılıklar bulunan; kanunda öngörülen sıkı şekil şartlarına aykırılık teşkil eden vasiyetnameler, iptali edilebilecek vasiyetnamelere örnektir.

Vasiyetnamenin iptali için hak düşürücü süreler mevcuttur. Kanuna göre vasiyetnamenin iptali davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde vasiyetnamenin açıldığı tarihten itibaren iyi niyetli davalılara karşı on yıl, kötü niyetli davalılara karşı ise yirmi yıl geçmekle düşer. Vasiyetnamenin iptali davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olup, yetkili mahkeme ise ölenin son yerleşim yeri mahkemesidir.

Muris Muvazaası Davası

Muris muvazaası, miras bırakan tarafından gerçekleştirilen tasarrufun dışarıya karşı farklı gösterilmesini ifade etmektedir. Günümüzde bununla  ilgili en çok karşılaşılan sorun, miras bırakanın diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla aslında karşılıksız olarak devrettiği taşınmazın satış gibi göstermesidir.

Mirasçı sıfatı taşıyan herkes bu davayı açabilmektedir. Söz konusu dava ile satış sözleşmesinin muvazaalı olduğunun ve geçersizliğinin tespiti ile tapu kaydının iptalinin ispatına yöneliktir. Muris muvazaası davasında yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olup, görevli mahkeme ise Asliye Hukuk Mahkemeleridir.


Muris muvazaası davasında miras bırakan ile davalı arasındaki işlemin aslında satış olmadığının ve muvazaalı olduğunun tespiti gerektiğinden alanında uzman bir avukat ile davanın yürütülmesi herhangi bir hak kaybını engelleyecektir.

Tenkis Davası

Tenkis davası, miras bırakanın tasarruf yetkisini aşarak saklı paylı mirasçılarına zarar vermesi durumunda başvurulacak bir dava türüdür. Bu durumda öncelikle saklı payın anlaşılması gerekmektedir. 

Saklı paylı mirasçı, miras bırakanın yaptığı her türlü tasarrufa rağmen miras payı belirli oranda korunan mirasçıdır. Miras bırakan saklı paylı mirasçının bu payına belirli istisnalar dışında dokunamaz. Her yasal mirasçı saklı paylı mirasçı değildir. Saklı paylı mirasçılar kanunda sınırlı sayıda belirtilmiştir. Buna göre saklı paylı mirasçılar, miras bırakanın alt soyu (çocuğu, torunu, evlatlık gibi) miras bırakanın eşi ve anne-babasıdır.

Saklı paylı mirasçıların saklı pay oranları da farklılık göstermektedir. Altsoyun saklı pay oranı yasal miras payının 1/2’sidir. Anne ve babanın saklı pay oranı yasal miras payının 1/4’üdür. Sağ kalan eşin saklı pay oranı ise birlikte bulunduğu mirasçılara göre değişiklik göstermektedir. Altsoy ile mirasçı olmuşsa yasal miras payının tamamı saklı payıdır. Sağ kalan eş anne ve baba ile mirasçı olmuşsa yasal miras payının tamamı saklı payıdır. Sağ kalan eş tek başına veya büyük anne ve büyük babalar ile mirasçı olmuşsa yasal miras payının 3/4’ü saklı payıdır.

Bazı durumlarda saklı paylı mirasçıların saklı payları ihlal edilebilmektedir. İşte bu aşamada tenkis davasının açılması gerekmektedir. Tenkis davası saklı payı ihlal edilen mirasçılar, saklı pay mirasçılarının alacaklıları ve iflas masası tarafından da açılabilmektedir. Kanuna göre tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.

Günümüzde miras nedeniyle ne yazık ki mal kaçırmalar ve ihlaller sık sık yaşanmaktadır. Bu nedenle miras hukuku avukatından görüş alınması ve davaya avukat aracılığıyla devam edilmesi tavsiye edilmektedir.

Miras hukuku alanında sıklıkla karşılaşılan problemler;

Veraset ilamını (mirasçılık belgesi) nereden nasıl alabilirim?
Payları daha önce paylaştırılmamış olan mirasçılardan biri öldüğünde ne olur?
Vasiyette bulunmak istiyorum ne yapmalıyım?
Tüm mal varlığımı bir vakfa bağışlamak istiyorum ne yapmalıyım?
Ağabeylerim babamın-annemin mirasını üzerlerine geçirmiş. Ne yapmalıyım?
Babam beni mirastan çıkardığını söylüyor bu mümkün mü?
Elimde eski Osmanlıca bir tapu var, bu tapuyla bir hak talep edebilir miyim?
Yıllar önce bir akrabam öldü benimde mirasta payım olduğu söyleniyor ne yapmalıyım?
Köyden 50 yıl önce başka bir yere göç ettik, oradaki yerlerimizin durumu ne olacak?
Atalarım anadoluya göç etmiş Evlad-ı Fatihan ellerindeki eski tapular sonradan başkalarının işgaline uğramış ne yapmam lazım?
Önalım hakkı nedir? Paylı mülkiyetteki payımı diğer ortaklara satmak zorunda mıyım?
Paylı mülkiyette ortaklar payın üçüncü bir kişiye satışına nasıl itiraz edebilir?

Bu ve buna benzer birçok sorunun çözümü için uzman ve deneyimli ekibimizle irtibat kurabilirsiniz.