Haczedilen malın mülkiyetinin borçluya ait olması gerektiği gerçeği, alacağın hukuka uygun tahsil edilmiş sayılması için büyük önem taşımaktadır.[1]
Haciz işlemi sırasında istihkak iddiasının ileri sürülmesi durumunda İİK 96 ve 99. Maddelerindeki hukuki süreçler işletilecektir.
İstihkak iddiası haczi engellemez ancak durdurmaktadır. İstihkak iddiasında bulunulması sebebi ile İİK 96. Maddesi gereğince mercii incelemesine gönderilmiş ve İİK 99.Maddesi gereğince istihkak iddiasının reddi davası açılmış olabilir.
İstihkak iddiasını inceleyen mahkeme tarafından tedbir kararı verilmiş olabilir. Tedbir kararı söz konusu olmadığında mahcuzlar için İİK 106. Ve 110. Maddelerindeki sürelerin işleyip işlemeyeceği hususu uygulamada sorun olabilmektedir.
Mahcuzların üzerindeki haczin istihkak davası devam ettiği süreçte süresinde satış talep edilmediği gerekçesi ile haczin düşürülmesi ile karşılaşabilmektedir.
İstihkak iddiasının değerlendirilmesi için geçerli bir haczin varlığı başlı başına önemli şartlardan birisidir.
Ortada geçerli bir haciz bulunmadıkça, istihkak iddiasında bulunulamayacağı–
Davacıların miras bırakanı, haczedilen aracı 31.12.1997 tarihinde noter satış sözleşmesiyle satın almıştır. Aracın trafik kaydına 25.6.1998 tarihinde haciz konulmuşsa da, İİK’nun 106. maddesi uyarınca alacaklı dava konusu haczin konulması tarihinden itibaren bir yıl içinde satış istemediğinden, aynı yasanın 110. maddesi uyarınca haciz 25.6.1999 tarihinde kendiliğinden ortadan kalkmıştır. İstihkak davasının açıldığı 14.8.2002 tarihinde ortada geçerli bir haciz bulunmadığından, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. 21. HD. 4.5.2004 T. E: 3472, K: 4474
Dava konusu haciz 23.09.2009’da konulmuş, istihkak iddiası 04.05.2011’de doğrudan dava açma yolu ile ileri sürülmüştür. İİK’nin 106/1. maddesindeki 1 yıllık satış isteme süresi 23.09.2010’da dolduğu için dava tarihi itibarı ile geçerli bir haciz bulunmamaktadır. Bu koşullarda dava şartı bulunmadığından davanın reddi gerekirken işin esasına yönelik red kararı verilmesi hatalı olmuştur.( 17. HD. 11.2.2013 T. E:2012/15580, K:2013/1342)
Uygulamada en çok yapılan hukuki yanılgı; istihkak iddiasının değerlendirilmesi sürecinde İİK 106 ve 110 Maddelerinin uygulanması gerekliliği düşüncesidir.
ANCAK MAHCUZLARLA İLGİLİ İSTİHKAK DAVASI AÇILMASI HALİNDE SATIŞ İSTEME SÜRELERİ DURUR
Dava, İİK 96 ve devamı maddeleri gereğince 3.kişi tarafından açılmış istihkak istemine ilişkindir.
İİK alacaklının haczedilen mahcuzlarla ilgili satış istemini süreye bağlamıştır. Alacaklı haczedilen mal taşınır ise haciz tarihinde itibaren bir yıl, taşınmaz ise iki yıl içinde satışını istemek ve kendisine bildirilen satış giderlerini ödemek zorundadır. (İİK 106-59) Aksi halde kesin haciz kendiliğinden kalkar. (İİK 110.madde) Ancak mahcuzlarla ilgili istihkak davası açılması halinde satış isteme süreleri durur. İstihkak davası üzerine icra mahkemesince 3.kişinin talebi üzerine takibin talikine ve satışın ihtiyati tedbir kararı ile durdurulmasına karar verdiği hallerde zaten satış istenemeyeceğinden-somut olayda davacının tedbir talebi reddedilmiş - satış isteme süresi duracak, böyle bir karar verilmemesi veya reddi durumunda da alacaklı istihkak davası süresince satış isteyebileceği gibi dava sonuna kadar satış talebinde bulunmama hakkı da vardır.
Somut olayda dava konusu 4.6.2009 tarihli hacizden sonra süresi içinde 11.6.2009 tarihinde davacı 3.kişi tarafından işbu davanın açıldığı, dava tarihi itibarıyla satış isteme süresinin dolmadığı, dolayısıyla davalı alacaklının istihkak davası süresince satış isteme hakkı bulunduğu gibi bu hakkını dava sonuna kadar kullanmama hakkı da olduğundan dava konusu haczin hukuken geçerli bir haciz olduğu gözönüne alınarak mahkemenin davacının dava açıldığı tarihteki haksızlığını belirlediği gerekçesi gibi davacı ile borçlu arasındaki işyeri devrinin İİK 44 ve BK 179.madde gereğince yapıldığının iddia ve ispatlanamaması ve işletmeyi devralan davacı 3.kişinin işletme borçlarından BK 179. madde gereğince sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA… 17. HD. 31.1.2012 T. E:2011/11593, K:2012/823
Dava, İİK’nun 99. maddesine dayalı olarak açılan 3.kişinin istihkak iddiasının reddine ilişkindir.
Dava konusu,17.06.2010 tarihli haciz sırasında, davalı 3.kişi istihkak iddiasında bulunmuş beyanı tutanağa geçirilmiştir. Alacaklı kendisine verilen yasal süre içerisinde 24.06.2010 tarihinde davayı açmıştır. İİK'nun 97/8. maddesi hükmüne göre "dava esnasında İİK'nun 106. maddesindeki müddetler cereyan etmez" Bu durumda süresinde açılan dava ile birlikte İİK'nun 106. maddesinde haczedilen taşınır malların bir yıl içinde satışının istenmemesi halinde aynı Yasa'nın 110. maddesine göre haczin kalkacağına ilişkin kuralın uygulanması mümkün değildir.
Mahkemece, yasal süresinde açılan davanın esasına girilerek taraf delilleri toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar vermesi gerekirken, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma nedenine göre diğer hususlar incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA…
17. HD. 24.01.2012 T. E:2011/12352, K:488
NETİCE OLARAK İSTİHKAK İDDİASININ İLERİ SÜRÜLMESİ SONRASINDA BU İDDİA GEREKÇESİ İLE MAHKEMEDE DAVA AÇILMASI TARİHİ İTİBARİ İLE SATIŞ TALEBİNDE BULUNMA SÜRESİ DURMAKTADIR.
[1] Çelik, Binnur; Kamu Alacaklarının Tahsil Ve Takip Hukuku, s.206; İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2000